14 Mayıs 2008 Çarşamba

SEN VE BEN

SEN VE BEN

Öğle bir zamanda yaşıyoruz ki didişmeler hayatın bir parçası haline geldi. Birileri hep yenmek diğerleri ise hem yenilmek zorunda sanki. Büyük balık küçük balığı yutup semirmezse eğer en büyük balık onu ham yapıveriyor. Her şey matematiksel gibi görünüyor aslında. kaybın tersi kazanç, kazancın tersi kayıp. Fakat bir savaş almış başını gidiyorsa kardeş kardeşin kuyusunu kazıyorsa sevgililer birbirine karşı dürüst değilse ya da kadınlar kocalarına; kocalar kadınlarına karşı. Peki hal böyle iken biz hala iki ile ikinin kaç ettiğini hesaplayıp dururuz. Toplasakta çarpsakta çıkartsakta bölsekte işlemin sonucunu bulamayız. Çünkü bu işlemin sonucu hiç bir zaman dört çıkmaz bizim için. Beş eder mi ? oda tabiyata aykırı. Görünen o ki matematiksel hesaplarla toplumsal problemlerimizin çözümünü bulamıyoruz. O halde ben doyuyorsam sen doymasanda olur. Ben zenginsem sen açlıktan kırılsanda olur. yada ben yaşıyorsam sen ölsende olur. bu günden ne koparırsam felekten ne aparırsam kar bana. Ya sen...! Seni kim düşünecek ? İşte yitirdiğimiz en büyük değer, yenilğilerimizin en büyüğü bu galiba. Fedakarlık ise zaten içinden çıkamadığımız bir muamma saymakla bitecek gibi değil. Güzellikle sevgi adına ne varsa tükettik öyle ki kayıplarımızın listesini tutamaz hale geldik. Yanı başımızdaki felaketlerin farkında dahi olmayız çünkü günübirlik ve fert fert yaşıyoruzdur artık. Çözümsüz değilizdir muhakkak. Fazla söze ne gerek önceliklerimiz ben değil sen ve ben olmalı.

daha fazla yorum için

"Her şeyin fiyatını bilen ama hiç bir şeyin değerini bilmeyen insanlar olmaya başladık. Rastgele iyilik yapın. "

Yazar: Yıldırım

Hiç yorum yok:

Katkıda bulunanlar

Website counter