Kimi der ki kadın uzun kış gecelerinde yatmak içindir
Kimi der ki kadın yeşil bir harman yerinde dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir
Kimi de der ki ayalımdır
Boynumda taşıdığım vebalimdir
Kimi de der ki hamur yoğuran
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal
O benim kollarım, bacaklarım, yavrum, annem, karım, kız kardeşim, hayat arkadaşımdır.
NAZIM HİKMET
Dünya Kadınlar Günü, Anneler Günü gibi senenin sadece birkaç gününde hatırlanır kadınlar. Hem kendileri hem de erkekler tarafından bile böyle günlerde yerlere göklere sığdırılmazlar. Belki de sadece bir gün bile olsa yapılan iltifatların, verilen hediyelerin sonuna kadar tadını çıkarmalıdır kadın. Çünkü böyle günlerin ertesinde de kadın yine kendi dünyasına döner ya da dönmek zorunda bırakılır. Oysa kendisine sunulana razı olmuşluğun, boyun eğmişliğin ya da zorunda bırakılmışlığın içinde kadını erkeğe göre kıyaslamak ne acımasızlıktır. Kadının insan olduğu unutularak erkeğe göre bir sınıflandırmanın içine konulur. Üstelik gariptir ki bunu sadece erkekler değil kadınlar kendileri de yapmaktadır. Kendi bulunduğu yeri o kadar aşağılarda görür ki karşı tarafı görmek için hep yukarı bakar. Belki bugün toplumda erkeklerden çok daha iyi yerlere gelmiş kadınlar vardır. Ama bunlar öyle az sayıdalar ki… Diğer büyük çoğunluk ise hayatın her yerinde yaşayan ama sesi doğuştan kısık bir çoğunluk. Keşke en başta kadınlar sonra erkekler Nazım’ın da dediği gibi kadını önce ve sadece insan olarak görerek yaşasalar.
Yazan: YILDIRIM
8 Mayıs 2008 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder